19 Kasım 2011 Cumartesi

İstasyona Geç Kalanın Dramı

.'12'.
9 \| 3 İstasyona Geç Kala(')nın Dramı
'. 6 . '

12.00'da başlar yolculuğun.. biri düşünür seni ergen zihniyetiyle .d koyarak sonuna..
ve sen de düşünürsün; yolculuğu, trenini, seni nereye götüreceğini heyecan basar. Durum azıcık farklıdır. Yolculu 11.55'te başlar senin için.

11.55
Kalkmıştır herkes. Yeni uyanmış halleri; mahmur uykulu gözler, ama bilinçli uykudan önce düşündüklerini hatırlar.Ve kalkar gider yüzünü yıkamaya..

11.56
Şimdi tuvalete gitme istemektedirler. Kıçlarını kaşıyarak alırlar yollarını. Biraz da gerilerek yürürler. Zamanlarının az olduğunu bilirler. Değerlendirmek zorundadırlar her saniyeyi sanki değersizmişçesine.. Ardından yüzlerini yıkadılar onlar, kahvaltılarını yaptılar.

11.57
Dolaplarına bakarlar. En güzel kıyafetlerini giyme isterler böyle bir şeye asla gere yokken.. En güzel kokularını sıkarlar.. Saçlarıyla oynarlar, güzel şekil vermek isterler..

11.58
Yola koyulmak için hazırlıkları tamamdır. İçlerinden şöyle şeyler geçer zaman zaman:
"Sonunu bilmiyorum ki neden bu kadar heyecanlanayım?!"
"Ya yolculukta başıma bir şey gelirse?"
"Gittiğim yerde dışlanırsam , hor görürlerse beni ?"

Ben yeni uyandım o sırada.. Saate baktım yapacak çok iş vardı. Öyle ya çoktan yola çıkmışlardı diğerleri..
Koşa koşa tuvalete gittim yüzümü yıkadım aynaya bile bakmadan, hemen üzerimi giyinmeye başladım.. Elime ne geçerse hemen giydim ne olduğuna bakmadan. Parmaklarımla saçlarımı karıştırdım. Yağlıymış amma biraz..

11.59
Onlar istasyona ulaşmıştır şimdiden. İşlemleri hallediyorlardır. Geçerken güvenlikçi adamın gözlerinin içine böm böm bakarlar. Sıkılgan tavırlar. Ben bilirim onları içini.. İçlerinde patlayacaktır yürekleri..

Ben aceleyle giydim ayakkabılarımı. Ucunu vurdum yere iyi otursun diye tak takk!!.. Koşmaya başlamıştım artık. Ah nasıl unuturdum alarm kurmayı.. Ne de önemliydi benim için bu yolculuk. Bambaşka bir hayata taşıyacaktı beni. Ben düşünmedim diğerleri gibi sonunu. Alt üst olsa da dünyam altının üstünden daha kötü olacağını bilemezdim.. Koşmaktan yoruldum, hızlı yürüyerek devam edebilirdim yoluma.. Düşünmüyordum yürürken çevreme bakınmıyordum.

12.00
An geldi onlar için istasyonda bekleme vakti. Klasik saat vardı istasyonda.. Biri düşündü "neden dijital saat koymazlar ki. Geri kafalılar!" Sonra herkesin düşünmekten sustuğunu fark etti.. Sonra saatin sesini duymaya başladı
Tık..

Ben var gücümle yürüyordum, nefesim artık çok hızlanmıştı. Sadece yetişip yetişemeyeceğimi düşünüyordum.

Tık..
İstasyonda susuyordu herkes.. Düşünüyorlardı merakla, umutla.. Üçer beşer saniyeli hayaller kuruyorlardı.
Ev. İş. Sevgili. Eş. Mutlu bir hayat. Yatırım olanağı. Saygınlık...

Tık..

İstasyondaydım artık. Turnikelere takıldı montum. Vay be mont bile giymişim. Güvenlikçiyle göz göze geldim. Mutlu bir tebessümle günaydın demiştim. Neden ben de bilmiyordum..

Tık..
Trenlerini gördüler uzaktan. Heyecanlıydılar doğal olarak.. Ismarlaşmak için kimseleri yoktu. Böyle yolculuklara yalnız mı çıkılırdı acaba?

Tık..
Tren gelmişti ben geldiğimde. Düşünmeden binmem gereken yere yöneldim. Gözlerinden okunuyordu diğerlerinin heyecanı..

Yeniye başladı yolculuk, farklıya, diğere..
Eskiden olmayana, bambaşkaya..
Yolculuk başlamıştı..

Merak ettiğim bir şey var.. Sizin treniniz nedir acaba ?..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Allah razı olsun.